Periyodik Ne işe yarar(cetvel)
Konu
İçeriği: Periyodik Tablo (Cetvel) Ne İşe
Yarar
ve Ne İçin
Kullanılır
, Periyodik Tablo (Cetvel) Ne İşe
Yarar
ve Ne İçin
Kullanılır
Periyodik tablo elementleri proton sayısına göre
düzenleyen
bir tablodur.
Ayni
kimyasal
özelliğe
sahip
olan...
Periyodik Tablo (Cetvel) Ne İşe
Yarar
ve Ne İçin
Kullanılır
- Periyodik tablo elementleri proton sayısına göre
düzenleyen
bir tablodur.
Ayni
kimyasal
özelliğe
sahip
olan elementleri
ayni
grupta toplayarak element ve
özelliklerini
kolayca
bulmamıza
yardımcı
olur.

Periyodik cetvel elementlerin kimyasal ve fiziksel
özelliklerini
periyodik olarak gösteren çizelge.
Elementlerin fiziksel ve kimyasal
özelliklerindeki
benzerliklerin
araştırılması
fizik ve kimyacıları ilgilendirmiştir. Gerçi benzer
özelliklerdeki
elementlerin sıralanabilmesi için bilinen elementlerin
özelliklerinin
öncelikle ortaya
konulması
gerekir.
Altın
,
gümüş
, kalay,
bakır
, kurşun ve cıva gibi elementler eski çağlardan beri biliniyordu. Bir elementin ilk bilimsel olarak bulunması
1649
yılında Henning Brand’ın fosforu bulmasıyla başlar. Bundan sonraki 200
yıl
boyunca elementler ve onları bileşikleri hakkında kimyacılar tarafından pekçok
bilgi
elde edildi. Bununla beraber 1869 yılına kadar
toplam
63 element bulunabilmişti. Bilinen elementlerin sayısı arttıkça, bilim adamları elementlerin
özelliklerinin
belli kalıplara oturduğunu
anlamaya
başladılar.
1817 yılında Johann Dobereiner benzer kimyasal
özellikler
sahip
olan stronsiyum, kalsiyum ve baryuma bakarak, stronsiyumun atom ağırlığının kalsiyum ve baryum atom ağırlıklarının ortasında olduğuna
dikkat çekti
. 1829 yılında klor, brom ve iyot üçlüsünün de benzer
özellikler
gösterdiği bulundu. Yine benzer davranış lityum,
sodyum
ve potasyum için de gözleniyordu. 1829 ve 1858 yılları arasında bu
konuda
pek
çok
araştırma
yapıldı. Bu sırada halojenler grubuna
katıldı
. Oksijen, kükürt, selenyum ve tellür bir grubun üyesi olarak düşünülürken azot, fosfor, arsenik, antimon ve
bizmut
başka bir grup içine
yerleştirildiler
.
İlk periyodik tabloyu oluşturma şerefi Fransız bilim adamı A. E. Beguyer de Chancourtois’e düştü. De Chancourtois,
silindirin
çevresine
16 kütle
birimleri
yerleştirerek
elementleri buraya oturttu. Benzer
özelliklerdeki
elementler bu
silindir
üzerinde düşey satırlarda
yer
alıyordu. De Chancourtois, “Elementlerin
özellikleri
sayıların
özellikler
ile ilişkilidir” dedi ve her yedi elementte bir
özelliklerin
tekrarlandığının
farkına
vardı. Bu tablo
kullanılarak
birkaç
metal
oksidin stokiyometrisi önceden tanımlanabildi. Ne yazık ki bu cetvel üzerinde elementlerden başka bazı iyonlar ve elementlerde
yer
alıyordu.
İngiliz kimyacı John Newlands 1863 yazdığı bir yazıda benzer fiziksel
özelliklere
göre elementleri 11 gruba
ayırmıştı
. Atom ağırlıkları sekizin katı kadar olan elementlerin
özellikleri
benzerdi. 1864 yılında yazılan bir yazıda Newlands bunu Oktav kanunu (Law of Octaves) olarak tanımladı. Bu kanuna göre herhangi bir element tablodaki sekizinci elementle benzerlikler gösteriyordu.
Genelde periyodik tablonun
babası
olarak Alman bilim adamı Lother Meyer ve Rus bilim adamı Dmitri Mendeleev kabul edilir. Her ikisi de birbirinden habersiz olarak dikkate
değer
benzer
sonuçlar
ürettiler. Mendeleev atomların artan atom ağırlıklarına göre sıralandıklarında belli
özelliklerin
tekrarlandığını görmüştür. Daha sonra elementleri tekrarlanan
özelliklerine
göre
alt
alta sıralayarak ilk iki periyodu yedişer, sonraki üç periyodu ise onyedişer element içeren bir periyodik
sistem
hazırlamıştır. Mendeleev’in hazırladığı periyodik
sistemde
bazı
yerleri
henüz keşfedilmemiş elementlerin olduğunu düşünerek boş bırakmıştır. Daha sonra bulunan skandiyum, galyum, germanyum elementleri tablodaki boşluklara
yerleşmişlerdir
.
1895 yılında Lord Rayleigh, kimyasal olarak inert
yeni
bir gazı (argon)
keşfettiğini
bildirdi. Bu element periyodik tabloda bilinen hiçbir
yere
oturtulamadı. 1898 yılında William Ramsey bu elementin klor ile potasyum arasında bir
yere
konulabileceğini
önerdi. Helyumda
aynı
grubun bir üyesi olarak düşünüldü. Bu grup elementlerinin
değerliklerinin
sıfır olması nedeniyle sıfır grubu olarak adlandırıldı.
Mendeleev’in periyodik tablosu her ne kadar elementlerin periyodik
özelliklerini
gösterse de neden
özelliklerin
tekrarlandığı
konusunda
herhangi bir
bilgi
vermemektedir.
1911 de Ernest Rutherford atom
çekirdekleri
alfa
parçacıklarının
saçılması deneyiyle
çekirdek
yükünün
belirlenebileceğini
gösterdi. Rutherford’un gösterdiği diğer bir şey bir çekirdeğin yükünün atom ağırlığı ile
orantılı
olduğuydu. Yine 1911 de A. Van den Broek bir
seri
çalışmasıyla
elementlerin atom ağırlıklarının atom üzerindeki yüke yaklaşık eşit olduğunu gösterdi. Bu yük daha sonra atom
numarası
olarak tanımlandı ve periyodik tablodaki elementleri
yerleştirmede
kullanıldı
. 1913 de Henry Moseley bir grup elementin X-ışınlar spektrum çizgilerin dalga boylarını ölçerek, atom
numarası
ile elementlerin X-ışınları dalga boylarının ilişkili olduğunu gösterdi. Bu
çalışma
Mendeleev, Mayer ve diğerlerinin yaptığı gibi atom ağırlıklarını
temel
seçmedeki yanlışlığı gösteriyordu.
Fakat neden periyodik
özellikler
gözleniyor
sorusunun
yanıtı
ise Niels Bohr un elementlerdeki
elektronik
yapıyı
incelemesiyle
başlar diyebilir.
Periyodik tablodaki en son
büyük
değişiklik, 20. yüzyılın ortalarında Glenn Seaborg’un
çalışmasıyla
ortaya çıktı.
1940
da plutonyumu bulmasıyla
başlayan
araştırması
, 94 den 102 ye kadar olan tüm uranyum ötesi elementlerin bulmasıyla sürdü. Periyodik tablodaki lantanit
serisinin
altına
aktinitler
serisini
yerleştirdi
. 1951 de Seaborg bu
çalışmaları
ile kimyada Nobel
ödülünü
kazandı
. 106 nolu element seaborgiyum (Sg) olarak adlandırıldı.
kaynak=http://performans0101.tr.gg/